Acının Kaynağı

Engin tarafından gönderilmiş | Kategori: Mektup | 20-08-2004

0

Seni unutmaya çalışıyordum. Ancak yinelenen bir şarkı gibiydin bende. Engelleyemiyordum bu şarkıyı duymayı. Seni tutuyordum arada sırada ve balık gibi kayıyordun ellerimden sonra. Diken olmuştu düşüncen kalbime batan, canımı acıtan. Bedenim önemli değildi. Fiziksel olgular, duyguları geliştirmek için seferber oluyordu sen söz konusu olduğunda. İçimde hep umut vardı bu aşkı benimle yaşayacağına dair ve bir yerlerde duracak her zaman o. Hayalinle uyurken geceleri, uyanıp seni aradığım zamanlarda daha çok acıtmıştın canımı. Sonra anladım ki bana acı veren, sen değil sensizlikteki sen düşüncesi idi.

Sensizlik Korkusu

Engin tarafından gönderilmiş | Kategori: Mektup | 18-08-2004

0

Bana bir şeyler anlat ki varlığından emin olayım. Aşkın beş para etmediği dünyamda hayatım kadar değerli olmuşken niye bu çekip gitmen? Yanımdayken bile neden uzaklaştın benden? Çok değerli olduğun için mi yavaş yavaş? Biliyorum ilginin rahatsız ettiğini seni. İlgisiz davranmamın sonucu olarak gittin zaten. Kalbimi bandajlamak zorunda kaldım bu şekilde gitmen yüzünden. Özürlü taraflarım çoğaldı sen gidince. Gitme diye içimden ağlamam sen giderken, yüzüne gülmemle nasıl çelişiyordu. Ziyaret etmiştin hayatımı kısa bir süreliğine. Seni mi beklemiştim şimdiye kadar? Bekleyişimin ödülü bana bıraktığın acılar mı olmuştu? Seninle yakınlığımız koca hayat içerisinde kısa bir gezintiydi bir ömre bedel. Bir konserde küçük bir düetti herkesin hoşuna giden. Şimdi sen yanımdayken başka yerlerdeydin. Bense senin yanındayken sana yetişemez olmuştum. Başlarda şüpheli bir pakettin benim için, açmaya korktuğum. Sonra hazine olduğunu anladım. Kırdığın her şey gibi kalbimin de önemi yoktu gözümde. Bandaj çoktu bende. Ama onu saracak bir “sen? yoktun hayatımda. Artık bana sormaktan korkar olmuştun benimle ilgili soruları bile. Benimle ilgilenme duygusu korkutuyordu seni anlaşılan. Ya da bana o izlenimi verme korkusu. Beni de korkutmuştu aslında sensiz yapamayana kadar sana âşık olmak, şimdi sensizliğin korkuttuğu kadar.

Ayrılma İsteği

Engin tarafından gönderilmiş | Kategori: Mektup | 11-08-2004

0

Beraber devam etmemiz gerektiğini düşünüyorsun değil mi? Ayrılmamamız gerektiğini… Peki, ne yaptın şimdiye kadar? Küstüğümüz zamanlarda önce sen aradın beni. Suçunu anlıyordun çünkü. Ben de anladığın için yumuşuyordum karşında. Kelimeler acıtmasa çok şeyler söylerdim sana. Şimdi söyleyeceklerim de keskin kelimelerden arıtılmış, kör kelimeler. Canını senin benim canımı acıttığın kadar acıtmayacak kelimeler. Aslında sevmeyi öğrenmeden sevmiştim seni. Sadece bir hevestin başlarda, beni aldatmak için gönderilmiş. Gelip geçecektin hayatımdan. Hayatıma girdin ama çıkamadın çevrendekilere rağmen. Seni tanıdıkça sevdim, sevdikçe bağlandım. Ben çocuktum senin yanında beni avutmanı isteyen. Sen ise beni avutacak kadar büyük davranmıyordun. Hatalarını görmen için üzerinden zaman geçmesi gerekiyordu ve geçen o zaman içerisinde ise yakınındaki insanların bulunmaması. İlişkimizdeki en büyük hatanın senin arkadaşların olduğunu kavradığında benim kadar üzülmezsin umarım. Ben vazgeçtim en iyi arkadaşlarımdan senin için. Bunu hiç söylemedim sana. Çünkü bu bir ilişkide yapılacak bir fedakârlık değildir. Bir borçtur. Vazgeçmek diğerlerinden sevdiğin uğrunda bir zevktir. Ama sen, sana uygun olmadığını bile bile onların, benim karşıma hep çıkmalarına izin verdin nedensiz. Şimdi sormak boşuna seni ne kadar sevdiğimi, nelerden vazgeçtiğimi senin için. Boşuna artık kelimeler acıtmasa da. Gideceğim sensiz, aklımda sen olmadan. Bırakamazdım çünkü burada seni bensiz. Arkadaşlarını sevdin benden çok, ama onlar düşmanım oldu artık seni öldüren. Hiç kimseyle evlenmeyi düşünmemiştim seni tanıyana dek. Hep aklıma takılırdı sabahları kime kahvaltı hazırlayacağım. Buldum sanmıştım senden vazgeçene kadar. Ne incelikler sunmayı planlamıştım sana. Düşünmüştüm senin kadınım olacağını, sen ne kadar benim erkekliğimsen. Sen yokken varlığımın büyük bir kısmı gitmiş olacak. Erkekliğimi alacak senin yokluğun, nasıl senin kadınlığını aldıysa benden. Senin için hayatla kumar oynamıştım. Şiir yazmıştım hayata karşı senin için. Şarkı bestelemiştim yitirdiğim şeylere senin uğruna. Hiçbir şeyi eksik bırakmamıştım aşkımızda. Her şey tamamdı sen dışında. Anladım ki sen hazır değildin buna. Birinin senin için bu kadar fedakârlık yapmasına hazır değildin. Ben kanadımı kıran insanlara ağladım senin için. Sen ise hep yanında oldun beni ağlatanların ben istemesem de. Ama ne kadar istesem de artık eskisi kadar temiz duygular taşıyamam senin hakkında. Zor bir aşkı başarmaya çalışırken başarısızlığa uğramak, dünyaya itirazsız boyun eğmek senin için, bir eksiklik değildir bende. Naturamda mevcut prensiplerin ortaya çıkmasıdır. Basit şeylerin abartılması olarak görülse de uzaktan, mizacıma göre yanlış olan şeylerdir bunlar, doğrulanamayacak kadar yanlış olan. Beni unutman gerekeceğini söylemek her ne kadar zor gelse de bana, günü geldiğinde senin için kendimi unutturduklarım gibi unutmanı isteyeceğim senden.

Ne kadar sevgi?

Engin tarafından gönderilmiş | Kategori: Mektup | 01-07-2004

1

Ne kadar sevebilir insan? Ölebilecek kadar mı en fazla, yoksa öldürebilecek kadar mı? Ölçü değildir yaşama özgürlüğü birlikte yaşamadan. Benim ölçütlerim geçerlidir benim aşkımda sevgi için. Ne kadar sevdiysem seni o kadar sevilebilir insan. Ne kadar acı çektiysem de o kadar acı çekebilir. Bıraktın beni daha birleşmeden. Yalnızlığınla bıraktın beni başkasıyla giderek. Sen yalnızdın benim gözümde bensiz. Onun yanındayken her şeyin yanındaydı sence. Sadece sarıldın bana ve yanağıma kondurduğun o küçük öpücükle beraber gittin hiçliğime. Son söylediğin sözler, “bana öyle bakma? oldu gitmeden önce. Sen bakıyordun ama “bakma? dediğin gibi bana. Düğümlendi kelimeler boğazımda. Ağladım sen gittikten sonra. Sen gitmeden önce yanında olduğum için mutluluktan çırpınan kalbim kanatsız kalmıştı sensiz. Karanlığa bürünmüştü mutluluk artık benim için, soluklaşmıştı hayat. Seninle saniyeler gibi geçen ayları sensiz ömür gibi geçen saniyelere dönüştürüp gittin. Ne kadar sevebileceksem o kadar sevdim seni. Sevmek seni, hayatını izlemekti uzaktan, müdahale etmeden. Yanında olsam bile her zaman, uzaktan izlemekti yaptıklarını. Varlığına sevinmekti seni sevmek. Seni sevmek sen fark etmeden fedakârlık yapmaktı hayatımdan. Sen gidince seni sevmek özleminle aynı değere sahip oldu. Seni delice özlemek için aramadım hiç. Özledikçe sevgim artıyordu sana karşı. Arasaydım ne diyecektim ki sıradan şeyler dışında. Yaşadığın hayal kırıklıklarının yaşayacaklarına emsal teşkil edebileceğini mi? Şimdiye kadar yaşadığın aşkların hoyratlığı mı? Aşk duygusunu kaybettiğinde ortaya çıkan “ben?i mi? Seninle sadece seni sahiplenememeyi kabullenmiş biri olarak konuşabilirdim. Sevmek, kabul etmekti sensizliği. Kalbimi kanatmak, yakmaktı ruhumu. Soldurmaktı senin için yetiştirdiğim çiçeği onu içimde büyütmek üzere. Aşık olmamaktı sensizlikten başka bir şeye senden sonra. Aldatmamaktı kendimi başkasıyla senin yerine. Kırgınsın bana biliyorum. Hep seni düşündüğüm için kırgınsın. Seni sevdiğimi bildiğin için kırgınsın. Ben de sana kırgınım sevgili. Sana âşık olduğumu fark edip de bana söylemediğin için kırgınım.